Kayıtlar

Şiirler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sakarya Türküsü

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya; Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya. Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak; Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak. Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir. Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat; Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat! Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne, Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine; Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için. Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin? Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur, Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur. Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük? Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!.. Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya! Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya? İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal; Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal. Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan; Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan; Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;...

Kahramanlık

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir; Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir. Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından Koşar adım gitmeli onların arkasından. Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından İleriye atılmak ve sonra dönmemektir. Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık... Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık. Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık; Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir. Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir, Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir. Bunun için ölüme bir atılış gerekir. Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...

ERZURUM KİLİDİ MÜLK-İ İSLAM IN

Resim
Erzurum kilidi mülk-i islamın Mevlaya emanet olsun Erzurum Erzurum derbendi ehl-i imanın Mevla'ya emanet olsun Erzurum Gayet şecaatli erler var idi Nisası ricali hayadar idi.. Edepli, erkanlı bir diyar idi Mevla'ya emanet olsun Erzurum Hamdü-lillah metin İslamları var Fakire zaife ihsanları var Gülbe-i gönülde imanları var Mevla'ya emanet olsun Erzurum Hayrat hasenatlı erleri vardır Hayr ü bereketli güzel diyardır Seyretsen alemi bu aşikardır Mevla'ya emanet olsun Erzurum Seherlerde müezzinler nidası Halkalarda muvahhidler sadası Ne güzeldir zikrullahın edası Mevla'ya emanet olsun Erzurum Vaizleri kürsileri bezetmiş Candan geçmiş, emrullahı gözetmiş Allah için sohbetini uzatmış Mevla'ya emanet olsun Erzurum Ramazan'da bir al'i şan ederler O şehri sıyamı zi-şan ederler Fukara gönlünü Gülşen ederler Mevla'ya emanet olsun Erzurum Civanlar pirlere hürmet ederler Duasın almaya gayret ederler Ramazan'a güzel hürmet ederler Mevla'ya emanet olsun Er...

Aha Size kürdistan

Resim
Sırtına binivermiş Amerikan Conisi Sadece Coni olsa Tom’u Bob’u Tonisi İmamların düşmanı papazların munisi Sizde hiç akıl yok mu toprak verilir mi lan Ermeni uşakları aha size kürdistan Şeytanın terkisinde Hakk’a karşı dururlar Yanke düğmeye basar bu itler kudururlar Fırsatını bulunca sırtımızdan vururlar Size erkek denilmez fistan giyin lan fistan Ermeni uşakları aha size kürdistan İnsanlık diyarından namert eline göçüp Vaftiz edildiniz mi kutsal şaraptan içip Türkün en son kalesi emin ellere geçip Devlet duruş gösterse saniye de tornistan Ermeni uşakları aha size kürdistan Şehid üstüne Şehid kan ağlıyor hep içler Sizi ayakta tutan derinlerdeki güçler Bir gün hesap verirse iyi bilin ki Piçler Geçmişimiz bellidir destan yazarız destan Ermeni uşakları aha size kürdistan HİDDETÎ der bu devran böyle devam edemez Böyle gelmiş diyorlar ama böyle gidemez Birkaç sığır çobanı milletimi güdemez Osmanlı tokadımız duyulacaktır Fas’tan Ermeni uşakları aha size kürdistan

YOLLARIN SONU

Resim
Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize. Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden İtler bile gülecek kimsesizliğimize. Gidiyorum: Gönlümde acısı yanıkların... Ordularla yenilmez bir gayiz var kanımda. Dün benimle birlikte gelen tanıdıkların Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda. Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz; Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı'na. Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin Degişilir topu da bir sokak kaltağına. İster düşün... Kendini ister hayale kaptır... Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların. Bakarsın aldanmışşın, gördüğün bir seraptır Sevimli bir hayale açılırken kolların. Ey doğunun alnımı serinleten rüzgarı! Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay! Arzularim bir oktur, aşar ulu dağları, Düştüğü yer uzakta dilek adlı bir saray. O sarayda bulunca Tanrı'laşan erleri Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek. Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini: "Hoş geldin oğlu A...

TOPRAK - MAZİ

Gel arkadaş, gel seninle az dertleşelim: Okuyarak hayat denen koca kitabı Gönüldeki yaraları biraz deşelim. Gömdüm kara topraklara melekten iyi, Perilerden nazlı, güzel bir sevgiliyi. Derin derin sızlıyor gönlümde yaram, Bana artık her saadet olmuştur haram. Beni sardı kefen gibi mazinin tülü, Yere batsın bu toprakla bu korkunç mazi! Orda çünkü sevgilimle sevgim gömülü… Hey arkadaş sözünü bil, hem kendine gel, Bahtiyarlıklara olmaz ölümler engel. Bir sevgili kızı senden aldıysa toprak Bun a katlan, toprak için çünkü bu bir hak! Hem yaratan, hem büyüten topraktır bizi, Üzerinde işitiriz ilk ninnimizi; Fışkırttığı serin sular bize can verir; Ormanları gönlümüze heyecan verir. Hey arkadaş sende insaf duygusu yok mu? Sana her şey veren, seni büyüten toprak Senden bir tek kız aldıysa acaba çok mu? Doğup ölmek… Millet için bunlar bir hızdır, Toprak bizim beşiğimiz, mezarımızdır. Toprak bizim anamızdır… İnsan yasına Kapılarak nasıl söver öz anasına? Hakikat ne şu göklerin derinliğinde, Ne sul...

TOPAL ASKER

TOPAL ASKER Ey saçları "alagarson" kesik hanım kız! Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Bacağımla alay etme pek topal diye. Bir sorsana o topallık nerden hediye ? Sen Şişli'de dansederken her gece, gündüz Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık; Siz salonda dansederken bizler savaştık. Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız, Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Olan işler dimağını azıcık yorsun! Biliyorum elbisemle eğleniyorsun; Biliyorum baldırını o kadar nazla Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla Benim bütün elbisemden... Hatta kendimden... Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben Neyim? Bir hiç... işe güce yaramaz, topal... Sen sağlamsın senin hakkın dünyadan zevk al: Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz! Ey gözünün rengi bana yabancı güzel, Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel! Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün. Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur...

Benim Bozkurt Yurdumda çakalların işi ne ?

Size selam gönderdi kırk yiğidiyle Kürşat! Sizden haber bekliyor yüz milyon; imdat! İmdat! Hala tevekkülde mi kararlısın yoksa? Sükût neyi halleder, yaran oyuk oyuksa? Tevekkül Allahadır zillete katlanılmaz! Ya istiklal ya ölüm! Bunun ötesi olmaz. Namus lekesi değil alnimdaki bu leke, Asırlardır karşıma çıkmazken tek teke Önümüzde dalkavukluk, meddahlık edenleri, Simdi iyi tanı, gör neymiş hünerleri... Mütefekkirler echel, realistler yalancı, Hayret! Dünkü yabancı, bugün bu handa hancı... Dağdan bağa inenler, yoluma kül döküyor Benim ayak izlerim taşralı gözüküyor Farkına yeni vardım, suçluymuşum ben meğer Otağımda cellâtlar... Kaçmak!.. Bu neye değer! Ne papyon kravatlı, ne rugan pabuçluyum HALİSANE TÜRK'ÜM BEN, onun için suçluyum. Suçluyum, hainleri gözlerinden tanırım ben. Bir intizar dinlerim su toprağın kalbinden. O ses der ki: -''Ey oğul, yazıklar olsun sana!'' Mezarımı kirleten, su mahlûka baksana! Baktım gafiller düşmüş hainlerin peşine Benim Bozkurt yurdu...

TÜRKLERİN TÜRKÜSÜ

Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa, Türke boyun eğdirir yanliz türeyle yasa; Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa Onu kanla söndürüp parçalarız , yeneriz . Biz Tufani yarattık uyku uyurken batı, Nuh doğmadan kişnedi ordularımızın atı. Sorsan söyle diyecek gök denilen şu çatı : Türk gücü bir yıldırım Türk bilgisi bir deniz. Delinse yer ,çökse gök yansa kül olsa dört yan, Yüce dileğe doğru yine yürürüz yayan. Yıldırımdan tipiden kasırgadan yılmayan, Ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz.... Hüseyin Nihal Atsız

Süleymanname

Sen gül diyarının yapma gülüsün! Aynı yapmacıkla Çoban Sülü’sün! Yoktur izlediğin bir dava yolu; Bir bu yan, bir şu yan, büküntülüsün! Türk’e zıt sermaye merkezlerinden, Bir zikzaklı yolda hep, güdülüsün! Milli yekparelik gelmez işine; Bu yüzden parçalı, bölüntülüsün 1 Ve devlete mason biraderlerin Tam da maslahata denk ödülüsün! Ne sır sendeki bedava oluş! Problemler içinde en müşkülüsün! Fikir dağlar boyu kocaman kitap; Sen de o kocaman kitabın bir virgülüsün! Böyleyken ustasın gözbağcılıkta; Cüceler sirkinin baş Herkülüsün! Gözyaşı ve çığlık vatanında sen, Hüzün bahçesinin şen bülbülüsün! Büzülmüş susarken mahzun hakikat, Davuldan ziyade gümbürtülüsün! Teokratik rejim olmaz deyip de, Peşinden müslüman görüntülüsün! Kolera, vergiler, zamlar, enflasyon; Bir felaketsin ki, binbir türlüsün! Gelirsiz giderli bütçelerinle, Her yıl, milyar milyar köpürtülüsün! Okka okka vicdan satıl alırsın; Topuzu altından oy baskülüsün! Bir gökdelen sanır seni gören göz; Bilmez ki, temelden çöküntülüsün!...