CELÂDET
Celâdet, sıhhatli ruhlardan doğan bir yıldırımdır. Düştüğü yerleri yakar ve hız aldığı ruhlann rüyala rım hakikat kılar. Celâdet,iman ve ideâl ile beraber yaşar. Yağmurlu kış gecelerinin zifiri karanlığı ile örtülü, felâketli durumlarda dahi çakar ve en büyük tehlikelerin gözlerini kör edecek şekilde ortalığı aydınlatır. Celâdet, haktan kuvvet alır ve hakka dayanır. O, hiçbir zaman, maddî hesaplar ve kuru mantık tekerlemeleri ile atbaşı beraber yürüyemez. O, daima korkaklık ve pısırıklığın düşmanıdır. O, asla sinsi emellerin hasis menfaat duygularının barındığı yerlerde yasayamaz. Celâdet, yüksek tepelerde yuva kuran kartallar gibi ancak eğilmez başlarda kanat çırpar. Kosova savaşında yüıdınm gibi düşman üzerine atılan, Nlğbolu'da düşman hatlarını tek başına ge çerek, kale duvarlarının altına gelip, kale komutanı Doğan beğe "Bire Doğan, bire Doğan, dayan, biz geldik," diye gürleyen Yıldırım Bayazıd, tam bir celâdet örneğidir. Cengiz orduları önünde baş eğmeyerek sonuna ka...