Kayıtlar

KÖŞE YAZILARI etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Nerede O Yiğitler?

Nerede o yiğitler ki gür Sesleri ülkeyi bürür Yürü dese dağlar yürür Dur dese kalpler durur Evet, nerde o yiğitler... Ve şu çağın gençlerine bakıyorum ve yine dudaklarımdan aynı söz dökülüyor “Nerde o yiğitler”. Bu sözü defalarca tekrarlasamda usanmayacağım sanki. Ve o çağlara dönüyorum, o yiğitleri tek tek gözümün önüne getiriyorum. Onlara baktıkça o yılları tekrar hatırlıyorum. Bir anda gözlerimden sulu sepken misali yaşlar boşanıyor. Öyle derin düşünüyorum ve o gençleri hayal ediyorum. Çünkü ben o yılları yaşamadım ama bazı zamanlarda hayal ederek anlamaya çalışıyorum. Ve diyorumki hayali bile dünyaya bedel. Kendimi bu hayalde bir parça yapmaya çalışıyorum. Ama ben o kadar küçük kalıyorumki bu hayalde bir zerre bile olamıyorum. Bu halimi görünce onlara layık olabilmek için hergün davaya daha da dört elle sarılıyorum. Bundan 40 yıl öncesi idi. Oğuz boylu, Avşar soylu bir Türkmen Beyi, Anadolu dağlarından, yaylalarından; o yiğitlere sesleniyordu. Ve bu Türkmen Beyi Başbuğ Türkeş’ti. O...

Tarihi Bilmek

Türk-İslam tarihi geçmiş tarihlerde önemli bir yer işgal eder. Tarihteki her devri yepyeni bir medeniyet, her asrı başka bir kahramanlık ve fazilet örnegiyle doludur. Peygamberimiz Hz. Muhammet (sav]) efendimiz alemlere rahmet olarak gönderilmesi tarihin seyrini değiştirmiş; zulmün yerini adalet, vahşetin yerini medeniyet,cehaletin yerine ilim irfan getirmiştir. Ahlak ve fazileti ise insanlara baştacı yapmış yolunu şaşırmış insanlıga hikmet pınarları akıtmıştır. Selçuklular ve Osmanlılar bu pınarlardan asırlarca insanlıga hizmet etmiş, insanca yaşamın hikmetini ögretmede hocalık yapmıştır. Tarihimizin hangi sayfasını çevirecek olursak adalet ışıklarını, fazilet nurlarını görürüz. Tarihi bilmek geçmişten ders ve ibret alıp gelecege şuurlu bir şekilde hazırlanmaya yardımcı olur. Çünkü, tarihini bilmeyen bir nesil yıkılıp dagılmaya, parçalanıp bölünmeye ve başkalarına yem olmaya mahkumdur. Bir örnekle açıklamak gerekirse, Sultan Alp Arslan bizans imparatoruna ‘’hiç tarih okurmusunuz’’ diy...

BİR GEÇMİŞ ZAMANDI

Size bir zaman anlatayım.Bir geçmiş zaman .Şimdilerde , yoksa hepsi bir hayal miydi diye düşünüp özlediğimiz bir zaman , onun adı bir geçmiş zaman... O zamanlar çocuktuk duygularımız temizdi.Devlet devlet gibiydi , halk da halk gibiydi.İnsanlar doğruyu ve yanlışı henüz ayırabiliyordu.Saflık ve sahtekarlığı , samimiyet ve laubaliliği , mesafe ile kibri birbirine karıştıran soytarıları tanımıyor ve güveniyorduk.Gelecek korkusu yaşamıyor ve ülkü ışığında aydınlanıyorduk.Emperyalist politikalar yine oynanıyordu ama biz fırsat vermiyorduk. Kızlarımız başörtüsüne siyasi kimlik yüklememişti ve delikanlılarımız hiphop müzik dinlemiyordu.Çocuklarımız sihirli annemi izlemiyordu ve annelerimiz saçma sapan kadın programlarına takılı kalmıyordu.Babalarımız maç peşinde ekrana yapışıp bir küreye hayat bağlamıyor ve onlar ekranda uyurken vatan satılmıyordu. O vakitler birbirimizi görünce selam veriyorduk ve birbirimizden ayrılırken çüss demiyorduk.Hesap istiyorduk ve adisyonun ne...

SON EYLÜL 12 EYLÜL

Tarih 12 Eylül 1980... saat 04:00 ...Türkiye ,Türk silahlı kuvvetleri emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askeri müdehale ile sıkı yönetime başlanmıştır... Gazetelerde ,dergilerde böyle yayınlandı arşivlerde böyle saklandı...O kanlı günün, kanlı Eylülün yaşananları böyle kayda geçirildi.Ve şöyle devam etti: Sıkı yönetim neticesinde Süleyman Demirel görevden alındı ,meclis lağvedildi , partiler kapatıldı, parti liderleri gözaltına alındı.Şu kadar kişi yargılandı, şu kadar kişi idam edildi, şu kadar kişi hunharca işkenceye maruz kaldı, şu kadar, şu kadar şu ,şu.... Ya son Eylülün ,kanlı Eylülün Ülkü devleri ....Sessiz kahramanlar...Ya onlar...Türk milletinin tabi refleksi olan ülkücü camianın devleri , şehadet şerbetine nail olan kahramanlar....Onlar unutulmuş muydu?Onlar unutulabilir miydi? O kanlı dönem öncesi profesyonelce bir senaryo hazırlanmış ,kanlı sahne ve ülkücülerin tepkileri düşünülmüş , sonunun ne kadar haince olacağı bilindiği için başrole esas oğ...

HALUK’UN AMENTÜSÜ

Tevfik’in ,oğlu Haluk’a hazırladığı dini anlattığı “Haluk’un Amentüsü şiirini bilirmisiniz? Tevfik başarılı bir biçimde oğluna ve ondan kasıt neslimize yeni ve orjinal bir amentü fırına sürmüştür. Amentü kelimesi; Arapça inandım anlamına gelmektedir. Yaygın olarak İslamiyetin temel inançları olan “Allah ‘a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ,ahiret gününe ,kadere ,hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanma”yı dile(TDK tanımı) getiren Amentü kelimesine Tevfik yeni ve yıkıcı anlamlar yüklemiş bizlere sunmuştur.Bizler de gençlerimize hazırlanan tamamen materyalist felsefenin eş’arına zuhur eden bu yemi almış ve fikir soframıza bade olsun diye kabul buyurmuşuz! Oysaki; bizim Amentümüz fenni, ilmi, dini milli ve vicdani meselelere kucak açmakla birlikte ahiret inancımıza da sahip çıkmıştır. Tevfik burada ufak bir dokunuşla yeni bir din! Anlayışı yaratmaya çalışmıştır. Öyleyse diyeceksiniz; öyleyse ne olacak... Şimdiden düşünmeye başladık bile sanki bu sorun yoktu da şimdi piyasaya ç...

Ülkü Gülümdünüz Siz Benim

Yıllar vardı o kara yıllar... O yıllar aldı götürdü bizleri onlardan... Sevdalıydılar onlar gökteki al bayrağa... Sevdalıydılar Türk’e... Sevdalıydılar delice Türkün cevheri aslisine... Ne bu dünyada bir gün yüzü gördüler ne diledikleri gibi yaşayabildiler gönüllerinde turan sevdası dolanıp durdular kısacık ömürlerinde hayatının baharını soldurmaya değecek kadar... Emsalleri sokaklarda ellerinde kırmızı gül dağıtırken önüne gelen sözüm ona aşıklarına sevdalılarına... Onlarda severdi onlarda insandı onların da yüreği vardı yalnız ne onlar kimileri gibi kırmızı gülün sarı gülün ve beyaz gülün anlamını öğrenecek kadar ne romantik aşık ne de zamanları vardı. Ocakları tütecek bayrakları dalgalanacaktı. Bayrağı soldurmamak için onlar canlarıyla damarlarındaki kanlarıyla suladılar al bayrağı. Göğü yırtarak düşman çatlatarak dalgalansın diye. Kimi üniversiteliydi kampüslerde derslere giremez olmuştu hakkı savunduğu için hakkın mücadelesini verdiği için, kimi ise vatansıza vatan dedirtmek için ...

Devlet Bahçeli’deki Kerkük bilgisi

KERKÜK’TE vahim gelişmeler oluyor, Barzani çok uluslu petrol şirketlerinin taşeronu olarak bu topraklara el koymak için her yolu deniyor... Geçtiğimiz günlerde meydana gelen ve çok sayıda Kürt göstericinin öldüğü bombalı saldırıda “Barzani derininin” parmak izleri var... Kendi insanlarını bile harcamaktan çekinmeyen bir “İhtiras” bu toprakların Türkmenler’ine neler yapıyor düşünün!.. Peki Türkiye ne yapıyor!?. MHP Lideri Devlet Bahçeli, bakın bu konuda ne diyor: “Kürt grupların yayın organlarının Kerkük’ün Kürt bölgesine bağlanması için başlatılan girişimlere Türk hükümetinin destek verdiği yolunda yayın yapmaları çok düşündürücü ve ibret verici olmuştur...” Bahçeli’deki bilgiye bakınız!.. “Barzani’nin yayın organları, Kerkük’ün ona bağlanması için Ankara’nın onay verdiğini” yayıyorlar!.. MHP Lideri, sağlam bilgiye ulaşmadan konuşur mu?!. Peki, Bahçeli’ye ulaşan bilgi, Ankara’daki iktidara ulaşmaz mı?!. Ankara, bu haberlere karşı ne tepki göstermiştir biliyor muyuz?.. Dışişleri Bakanı’...

İSLAM-ETNİK MİLLİYETÇİLİK VE YENİ DÜNYA DÜZENİ

ABD, AB ve İsrail, İslam'ın Türkiye'de bütünleştirici değil, dağıtıcı; milli değil, gayrı milli; ulus devlet değil, Ortadoğu'da hüküm süren kabileci-şeyhçi İslam'ın "ılımlı İslam" versiyonunun uygulanmasını istiyor. Türkiye'deki siyasi ümmetçilerin işine gelen de bu. "Türkiyelilik üst kimliği" saçmalığı bu maksatlara hizmet etmesi için tedavüle sürülüyor ve altında yatan etnik milliyetçiliktir. Hâlbuki ABD, AB ve İsrail'de din, milli kimliğin ve milli çıkarların bir parametresi olarak fonksiyon icra ediyor. Avrupa devletlerinin deniz aşırı sömürgelerinde Hıristiyan yayılmacılı, misyoner faaliyetleri ve iktisadi yayılmacılık birbirini tamamlar şekilde görülmüştür. Bugün de ABD merkezli Evanjelist misyonerlerin hedefi dini, siyasi ve ekonomik maksatlı bir planlanmaya dayanmaktadır. Osmanlı Türkiye'sinin başına gelenler adeta bir laboratuar çalışmasıdır. 1838-1914 arasında Türkiye'de Hıristiyan misyoner -Batı iktisadi kurumları- Batı taz...

Türk Milletinin Tarihini 1923'le Başlatmak

Türk Ceza Kanunun 301. Maddesine ilişkin değişiklik teklifleri büyük olasılıkla bugün Meclis Genel Kuruluna gelecek. Anayasa Komisyonunda, 13 saatlik hararetli bir tartışma sürecinden sonra kabul edilen 301. Madde bakalım Meclis Genel Kurulunda hangi tartışmalara sebep olacak. Avrupa Birliğinden gelen yoğun baskılar ve Hükümetin içinde bulunduğumuz süreçte Avrupa Birliğinden gelecek desteğe ihtiyacının olması yan yana gelince işte size Türklüğe hakareti kolaylaştıracak yasanın görüşüleceği ortam. 301. Maddenin değişikliği sürecinde üzerinde en fazla durulan ve özellikle MHP'nin muhalefetinin ana gövdesini oluşturan nokta ise 'Türklüğü' tabiri. Yasanın yeni şeklinde 'Türklüğü' tabiri çıkarılıyor ve yerine 'Türk Milletini' tabiri getiriliyor. Bazı kişilere göre bu tabirin bu şekilde ifade edilmesinde büyütülecek, ortalığı ayağa kaldıracak bir şey yok. İki tabir de hukuki olarak aynı şeyi ifade ediyor diyorlar. Delil olarak da Yargıtay içtihatlarını gösteriyorl...

Türban düzenlemesi ve MHP

SALI akşamı CNN TURKíte Ahmet Hakaníın Sefa Kaplan ile beraber hazırladığı Tarafsız Bölge programındaydım. Programda çoğunlukla MHP üzerinde durduk. Türban düzenlemesi konusunda AKP ile birlikte hareket eden MHPíde bir çatlak var mı sorusuna yanıtlar arandı. Bu soruya yanıt bulmak için son haftalarda MHP cephesinden görüştüğüm isimlerin yorumlarından çıkardığım izlenim şu: MHP içinde bu durumu şaşkınlıkla karşılayan bir kesim var. Ama bu şaşkınlığı “MHP içinde bir çatlak var”şeklinde yorumlamak için erken. Görüşüne başvurduğum isimlerden biri de Altemur Kılıçítı. Kılıç, MHPínin türban düzenlemesinde neden AKP ile birlikte hareket ettiğini anlamadığını söylüyor ve ekliyor: “Türkeş olsa böyle yapmazdı.” Diğer yandan hem Anadoluínun çeşitli bölgelerindeki hem de Ankara ve İstanbulídaki MHPíli kadınlar, türbana karşı bir tutumlarının olmadığını, asıl sıkıntının AKP ile aynı karede yer almak olduğunu vurguluyorlar. Çünkü AKPíye duyulan güvensizlik, kamuoyunun belirli bir kesiminde olduğu gi...

Dadaş: Erzurum’un tapusu el değiştiriyor!..

MHP Erzurum İl Başkanı Ekrem Öztürk, 19 Mayıs günü üzerinde çok düşünülmesi gereken bir açıklama yaptı: “Duyarlı bir kısım esnaf ve ailelerin ev ve işyerlerine astıkları Türk Bayrakları dışında cadde ve sokaklarda bir tek Türk Bayrağı görülememiştir. Bu şehrin idaresinden sorumlu olanlar, Yüce Atatürk’e karşı mı bu kadar duyarsızdırlar, gençliğe mi önem vermemektedirler, yoksa 19 Mayısı Milli bir bayram olarak görmemektemidirler? Özellikle 12 Mayıs mitinginde İstasyon Meydanı’nı Türk Bayrakları ile donatan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 19 Mayıs’taki bu duyarsızlığı kamuoyunun ve Türk Milleti’nin gözünden kaçmamıştır...” Yoruma gerek yok, Başkan söyleneceği söylüyor... Daha önce de MHP’nin Erzurum Milletvekili Adayı Ahmet Gökhan Yazıcı’nın açıklaması dikkatimi çekmişti... Yazıcı şöyle diyordu: “Ülkemizde küçük Amerika modeli, iki kutuplu bir noktaya taşınmaktadır. Bir noktada sol fraksiyon, diğer kutupda ise kendilerine istismarcı ve riyakarlıkça sağ olarak nitelendiren sağ fraksiyon....

Atatürk’ün ekonomide çözümleri

KURTULUŞ Savaşı iki ordunun savaşması gibi dar bir kalıba sığmaz... Dünyada bildiğimiz savaşlardan çok farklıdır... Kurtuluş Savaşı denilmesi yalnızca bir semboldür... Bu savaş gerçekte bir ülkenin yeniden doğuşunun, bir mücadelenin yalnızca bir kısmıdır... Geride ekonomi var... Dış ilişkiler var... Siyaset var... İnanç sorunu var... Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nı iyi bilmek ve ders almak zorundayız. Atatürk ekonomide de Kurtuluş Savaşı verdi. Atatürk’ün ekonomik çözümleri saplantıdan uzak pragmatik bir yoldan olmuştur. Örneğin sosyo-ekonomik sistem konusunda, hem emperyalist devletlerin ve hem de Kurtuluş Savaşı’nda destek olmasına rağmen Rusya’nın diretmelerine karşı çıktı. Cumhuriyet ilan edilmeden önce ekonomik kalkınmanın pratik çözümleri için 17 Şubat-4 Mart 1923’te İzmir İktisat Kongresi yapıldı... Kongrenin açılışında Atatürk, “Hayat demek ekonomi demektir... Çünkü; millet yoksul kaldıkça hiçbir şey yapamaz” şeklinde konuştu. İzmir İktisat Kongresi’nde özel teşebbüse dayanan bir...

Türkeş’i anlamak...

İNSANLAR doğar, büyür ve ölürler. Ancak bazı insanlar vardır ki, doğar, büyür ama asla ölmezler. Hayata veda etseler de, insanlara yol gösteren eserleri ile milyonların kalbinde yaşarlar. Her zaman "Tam bağımsızlık" fikrinin şiar edinilmesini vasiyet eden Alpaslan Türkeş gibi... Türk milliyetçiliği düşüncesinin merkezine yerleştirmiş yüksek ahlak ve maneviyatı ile ömrünü Türk milletine adamış olan merhum Alpaslan Türkeş, ülkemizin yetiştirdiği yegane devlet adamlarından biridir. Hayatta olduğu süre içerisinde bütün varlığını Türk - İslam davasına adayan Alparslan Türkeş'in sistemleştirdiği ve aksiyon haline getirdiği fikirler, bugün sadece Türk milletinin değil, başta İslam ülkeleri olmak üzere emperyalizmin tehdidi altındaki bütün mazlum milletlerin kurtuluş mücadelesindeki yoluna ışık tutmaktadır. Oysa gelin görün ki, kamuoyuna "Ergenekon" diye yansıtılan "Ümraniye" soruşturmasının içine "Alparslan Türkeş" adının karıştırılması son derece m...